Friday, 24 December 2010

"Köy okulu"ndan objektifime yansıyanlar... (1)


Ağrı-Tutak'daki ikinci yılıma adım atarken çevremdekilere, geçen yıl çalıştığım köyden, (Soğukpınar, eski adıyla Muşya) orada yaşadığım iyi ve kötü olaylardan çok sıkça bahsetmiştim. Ama köy ile ilgili görüntüleri çok az kişiyle paylaştım. Bence artık kadromun bağlı bulunduğu şu efsane okula ait görselleri daha geniş kitlelerle paylaşmamın vakti geldi.



Aha da okulumuzun bir kısmı. "Bir kısmı" diyorum çünkü soldaki (ya da sağdaki bilemedim şimdi) yeşil bina, ya da kulübe artık siz ne dersiniz bilemiyorum, orası güya lojman. Birçoğunuz "ay ben orda hayatta yaşayamam" diye feryat eder ama, mecburiyetten orada yaşayan öğretmenlerimiz mevcut. Büyük konuşmamak lazım.




Bu, okulumuzun ana giriş kapısı. Üç binadan oluşan naçizane okulumuzun, önünde bayrak bulunan tek binası olduğu için buraya ben, kendi kendime ana kapı adını verdim.




Köhne bir binanın içini ancak bu kadar güzelleştirip, eğitim-öğretim yapabilecek hale getirmişler. (4-A sınıfı)





2-A sınıfı, okulun en düzenli, en temiz sınıflarından biriydi. Yine de normal bir okulun sınıfıyla kıyaslanamaz. Hangi okulda tahtanın dibinde soba bulunur ki?





En büyük ve en kalabalık sınıfımız 5-A (şu an hala aynı mı bilemiyorum tabi). Soba düzenli yandığı sürece iyi ısınıyordu bu sınıf. 





2-A sınıfının öğretmen masası bulunan kısmı. Daha önce böyle bir kreasyon görmüş müydünüz? Ben ilk defa şahit oldum ve bunu da gördüm ya artık hiçbir şeye şaşırmıyorum.




İşte bu da ilköğretim ikinci kademe binamızın ön kapısı. İlk görüşte ahır kapısını andırıyor değil mi? Ama bildiğin 6,7,8. sınıflar öğrenim görüyor bu binada. Eskiden sağlık evi işlevini görüyormuş. Daha sonra devlet, sağlık evini kapatınca uzun süre boş kalmış burası. Aslında pek de boş sayılmazmış zira güvercin ağılı olarak kullanmışlar burayı bir süre. Hatta bana kalırsa büyükbaş hayvan da barınmış burada. Çünkü binanın kendine has kokusu gayet ahırı andırıyordu. O kokuya alışabilmem de uzun zaman aldı.




İkinci kademe binasının arka tarafı malum, köylü okuluna sahip çıkmadığı gibi, binaya hasar vermek için de büyük çaba sarfetmiş.





iç içe sınıflarımızın ilki 8-A'dan bir görünüm. Sınıfın neredeyse tamamı bu kadar, öğretmen masasını bırak, sandalye koymaya doğru dürüst yer bulunamamış. İşin en abzürd tarafı, bu sınıfa ulaşmak için de 6-A sınıfının içerisinden geçmek gerekiyor.





Bu da bahsi geçen 6-A sınıfı. 8 ve 7. sınıflara girebilmek için önce buraya uğramanız gerekiyor. Bu sınıf adeta binanın salonu görevini görüyor.





7-A sınıfı... Bu okulda sadece sınıflar değil, sınıf içerisindeki eşyalar da iç içe maalesef.





7-A'dan bir başka görünüm...





Koridor diye tabir ettiğimiz, aslında kimsenin ne olduğunu bilmediği bölüm. Okul panolarının  asıldığı, sınıflara giderken geçilen küçük bölme.




6-A'nın başka bir açıdan görünümü.




Son olarak burası da, yarı müdür, yarı öğretmenler odası olarak kullandığımız; 4 kişiden fazlasının sığmadığı naçizane odamız. Bilgisayarıyla, yazıcısıyla her şeyi tastamam gibi bir izlenim veriyor değil mi? Çünkü eksikleri tamamlamak için diğer öğretmen arkadaşlarım çok çalışmışlar vaktiyle. Benim gördüklerim okulun en iyi haliymiş meğer. 

Soğukpınar ilköğretim Okulu bana hayatımın ilklerini o kadar derinden yaşatmış ki, artık gerçekten çoğu tuhaflığa şaşırmıyorum bile. Orada geçirdiğim 6-7 ayda öğrendiklerimi ömür boyu unutmayacağıma eminim. Müdürlük deneyimini bile (her ne kadar istemeyerek yapmış da olsam) tattırdı bana bu okul.

Yaşadığımız kötü olaylara rağmen ben de, oda arkadaşım (Matematik öğretmeni) da ara sıra köydeki öğrencilerimizi yad ediyoruz. Sanki ayrı bir masumiyeti vardı onların, cehaletin ve siyasetin kurbanı olmuş, iki kültür arasına sıkışıp kalmış esmer tenli, ela gözlü çocukların. İnsan hiçbir şeyi değilse de öğrencilerini özlüyormuş meğer. 

Bir ara da onlarla tanıştıracağım sizi canlar. Bugün değil ama elbet bir gün.

2 comments:

toprak said...

örtmenim işiniz ne kadar zor ve gururlu bir iş, imrendim valla, allah yardım etsin

lacrymosa said...

teşekkür ederim. şu an aynı okulda çalışmıyorum, sorun fiziksel sıkıntılar değil, beşeri sıkıntılar. insanlarla problem yaşamadıkça ortam gözünüze fazla batmıyor aslında...