Showing posts with label Kurt Cobain. Show all posts
Showing posts with label Kurt Cobain. Show all posts

Thursday, 2 May 2013

Justin Bieber akıllı olsun!

Son üç yıldır, bizim memleketin çocukları tuvalet eğitimini başarıyla tamamladıktan hemen sonra ya Belieber, ya da Directioner oluyor, yanlış mıyım? 12-17 yaş arası gençler arasında, "abi ben Pink Floyd'çuyum, adamlar ne albüm yapmış, bitirdi beni!" ya da, "olum Kurt Cobain genç yaşta intihar etmeseydi Nirvana daha ne biçim şarkılar sürerdi piyasaya!" şeklinde muhabbetler döndüğüne şahit oldunuz mu son yıllarda?

Cevap "hayır" değil mi?

Lafı uzatmayayım, genç kızlar hayranlıklarını dile getirmekte genç erkeklerden daha rahat, daha cüretkar ve onların son yıllardaki en önemli gözdesi Justin Bieber. Kendisi an itibariye Türkiye'ye ayak basmış bulunmakta. Velakin memlekete adeta uyuşturucu kaçakçısı gibi giriş yapmış, VİP kapısından sivri sinek gibi sıvışıp arabasına atlamış. Bu durum, kendisini hava alanında saatlerce bekleyen hayranlarını bir hayli üzmüş.

Misal aşağıda izleyeceğiniz videonun baş kahramanı, 12 yaşındaki kızcağız... Onun feryadını izleyince tüylerim diken diken oldu yemin ediyorum, sırf acı çekmesin diye şakağından tek kurşunla vurasım geldi kızı, yazık la kimin çocuğuysa!

Yalnız ileride bana hatırlatın, şayet böyle bir çocuğum olursa cebine uyuşturucu koyup polise ihbar edeyim. Ben uğraşacağıma devlet uğraşsın!




Ayrıca Justin, güzel yurdumun güzel kızlarına, parlak geleceğimizin yılmaz neferlerine büyük ayıp etmişsin! Bizim memleket sizin oralara benzemez, gerekirse öğretmen cetvelimle gelirim o kulise, ayağımın altına alıveririm seni, ayağını denk al, akıllı ol eşşoğlusu!


Ekleme: Ohanesburger! Bir de böyle bir şey var ki akıllara ziyan! İbretlik paylaşım muhterem kardeşlerim! Bunlar hep İllüminati'nin işi, hep! Besmeleyle açın videoyu!





Sunday, 9 January 2011

İyi ki doğdum, gördün mü 25 oldum


“Yirmi beş!” söylerken bile zorlanıyorum, içim bi tuhaf oluyor.

Göz açıp kapayıncaya kadar yirmili yaşlarımın ortasına gelmişim meğer. Daha dün gibi hatırlıyorum 21 yaşında girdiğim bunalım sebebiyle kendime verdiğim ruhsal ve fiziksel zararları. Hatta 18imde üniversiteye başladığım ilk gün, yeni olmanın verdiği çömezlikle etrafa eblek eblek bakışımı…

O ergen günlerimden eser kalmadı şimdi desem yalan olur. Hala aynı yoğunlukta hissediyorum duyguları, hala eskisi kadar derinden etkiliyor beni sevinçler, üzüntüler, umutsuzluklar, anlık mutluluklar, hayal kırıklıkları, aşklar… (neyse ki prozac var da kafam rahat :))

Fakat nasıl hissedersem hissedeyim artık daha mantıklı kararlar verebiliyorum, olaylar karşısında daha olgun davranıyorum. O dengesiz, bunalımlı ergenden, olgun kadına evriliş sürecimin başındayım henüz gerçi. Daha tam aşamadım kendimi kontrol edememe aşamasını, ama hissediyorum, az kaldı…

Sanmayın ki 25 yaşındayım diye anti-aging ürünleri kullanmaya başlayacağım! Zaten alfabetik sıra’nın (“alfabe”nin “a”larını böyleeee uzatarak söyledim yine) dediği gibi, şayet anti-aging yaparsam vitamine dönerim ben aq!

Yaşadığım her sıkıntıya rağmen iyi ki doğmuşum, iyi ki annemle babamın çocuğu olmuşum. Onlardan başka bi aile istemezdim, dünyaya gelirken seçme şansım olsaydı yine onları seçerdim (fakat kardeş konusunda bir takım çekincelerim yok değil hani –deeeeermişimmmm- :) ). Ama onlar beni seçer miydi emin olamadım şimdi, sormak lazım…

27’ye de 2 yıl kaldı, bakalım o gün geldiğinde ben de Kurt Cobain, Jim Morrison bunalımlarına gark olacak mıyım? (tahtaya vurayım)

Heyecanla bekliyorum…

Bu arada nam ı diğer Ophelia ve Viola’ya da, Tutak’daki yaşantımı çekilir hale getirdikleri için müteşekkirim…

Ayrıca yeniden, iyi ki doğdum, çok acayip bi kadın oldum…