İşiniz gücünüz yok google'da zırt pırt arama yapıyorsunuz ve üstüne üstlük yoktan yere beni buluyorsunuz. Yalnız bu tarz aramalar yapmak sizin gibi aydın gençlere, parlak beyinlere hiç yakışmıyor haberiniz olsun. Hadi ben cahilim, bilgisizim, küfürbazım, edepsizim diyelim (mesela); size ne oluyor kuzum? Edeb ya hu!
Aslında alışkınım, insanların arkadaşlarımı ararken benim bloguma ulaşmasına ama yine de şaşırdım. Hacı (Şule'ye seslenir) bu Angaralı arkadaş isim-soyisim vermiş google'a bak hele! Tehlikenin farkında mısını?
Showing posts with label aramaya inanmak. Show all posts
Showing posts with label aramaya inanmak. Show all posts
Monday, 17 December 2012
Aramaya inananlar bu başlıkta birleşti 4
Sunday, 9 September 2012
Aramaya inananlar bu başlıkta birleşti 3
Allah sizi inandırsın, canım öyle sıkkın, içime öyle afakanlar çörekleniyor anlatamam! Hayır bunda, bir hafta önce tatili bitirip, iş başı yapmış olmamın zerre etkisi yok. Çünkü günün erken saatlerinde gayet iyiydim. Akşama doğru bir mahsunlaştım, içim daralmaya, göğsüm sıkışmaya başladı. Ben de bakarsın keyfim yerine gelir diye şu naçizane arama sonuçlarımı sizlerle paylaşmak istedim. Bakın nerelerden aranmış (hatta çoğu zaman aranmamış) ve bulunmuşum. (Tabi elbette benim yeteneksizce, eciş bücüş yapabildiğim alıntılar vasıtasiyle...)
Sivaslı hemşehrimin bahsettiği muhtemelen DynEd içerisinde ki diyaloglardan biri. Fakat google'a her dyned yazan beni bulacaksa MEB tarafından mimlenmem yakındır.
Bu "paşalı" mevzuunu anlamadım. Fakat bilen varsa bana da kısaca anlatsın, kim bu paşalı sülalesi. Tekirdağ, senden cevap bekliyorum.
Requiem for a Dream filmiyle ilgili toplasan en fazla "bir" cümle kurmuşumdur şu blogda, adam kasten mi yaptı bilmiyorum, google'a böyle bir önerme yazıp beni bulmuş. Requiem for a Dream'e saçma diyen arkadaşın en sevdiği film de kesin "Jeux D'enfants"dır.
İzmir'li arkadaş anladığım kadarıyla Anne Boleyn'i araştırıyordu. Kraliçenin vaktiyle Pembroke Markizi ilan edildiğini öğrenince işin içinden çıkamadı. "Markiz" İngiltere'de bir soyluluk ünvanı olup, "Marki"nin kadınlar için kullanılan versiyonudur. "Dük"den bir kademe aşağıdadır. Kasaba tarzı küçük yerlerin yönetimi ve savunması için görevlendirililer. Kaymakam gibi ama, tam değil. Umarım yardımcı olabilmişimdir.
Ya Allah aşkına, Zerrin Egeliler yazıp beni bulmak nasıl bir çelişkidir arkadaş ya. Daha önce adının sanını duymadığım bu insanın kim olduğunu sayenizde öğrendim. Hayır öğrenmem değil sıkıntı olan, benim blogum nere, Zerrin Egeliler nere amk! Bak arka arkaya farklı şehirlerden yazmışsınız bir de, hey yareppim!
"Erhan" ismini içeren küfür aradığına göre bu da "Mahmut seni kınıyorum ve sana laflar hazırladım"cılardan olsa gerek. Yazık la kimin çocuğuysa...
Güzel filmdir, bir çok versiyonu vardır, neyse ki ağlama sahnesi yok denecek kadar az. Yoksa ben takriben 1384 kez izleyemezdim.
Aaaa bakın taaa Şırnak/Cizre'den kimler ne aramış ve ne bulmuşlar! (La havle!)
Bak bu Kayserili arkadaşın beni bulmasına şaşmamak lazım. Tam isabet!
Hayatımda ilk kez Samsun/Havza'da hamama gitmiştim, 11 yaşındaydım evet. Doğru gelmişsin Antalya.
Benim bildiğim tek marka var, onu da burada yazamam, reklam olur :P
Offf!
Kuran çarpsın böyle bir gezegen var deseler inanırım, zira hayatımda ilk kez Barnaul hatta ve hatta Altaisky krai diye yerlerin var olduğunu öğrendim. Onu da bırak, adam beni tanıyor beni! Direkt beni yazmış google'a, netekim bulmuş. Ürktüm lan, tövbe bismillah!
(Bu arada Altaisky krai, Rusya'nın güneyinde "Altay krayı" adı verilen federal bir bölge olup, Barnaul da bu bölgede merkezi idare bölgesi, bir nevi başkentmiş efenim. Tee nerelerde tanınıyor, okunuyorum. Kıçımın dibinde yaşayıp, blogumu takip etmeye üşenenlere duyrulur!)
Etiketler:
Anne Boleyn,
aramaya inanmak,
Pride and Prejudice
Monday, 30 April 2012
Aramaya inanalar bu başlıkta birleşti 2
Selam sevgili dostlar, Nisan ayını geride bırakıp en sevdiğim bayram olan 1 Mayıs'a adım attığımız bu gecede, beni google'da arama yaparken bulan değerli okuyucularım arasından en yaratıcı olanları derlediğim bir yazıyla yeniden huzurlarınızdayım.
Arama sonuçlarını, doğruluğunu ıspatlamak açısından (neden böyle bir çabaya girdim ben de bilmiyorum, halbüsi yemin etsem başım ağrımaz) ekrandan kesip yapıştırmayı uygun gördüm. Teknolojik bilgi fakiri olmam hasebiyle görüntülerde orantısızlık göze çarpabilir. Sizden ricam (umarım bugünkü nezaketim gözlerden kaçmamıştır) oran-orantıya takılmadan içeriğe yoğunlaşmanız efenim.
Defter kağıtları siyah beyaz olur da duygu içerenine hiç rastlamadım, sen ona duygu katmadıkça tabi...
Holywitch beri bah, bu senden bahsediyor bence. Yoğsa "kadınlar günü" kısmı dışında benle alakalı bir durum yok bu aramada.
Bir güzel ilkbahar ayını daha devirdik dostlar, Mayıs ayında tekrar görüşmek dileğiyle, esen kalın...
Etiketler:
aramaya inanmak,
BJK,
Cantonic,
gotichisim,
Holywitch,
I. Elizabeth,
Recep Tayyip Erdoğan,
Serdar Ortaç,
Silvana,
William Shakespeare
Thursday, 26 January 2012
Aramaya inananlar bu başlıkta birleşti
Yakın takipçisi olduğum bazı bloggerlar ara sıra, bloglarının google'da hangi sözcüklerle aranıp bulunduğunu yayınlıyorlar ya, ben onlara acayip gülüyorum. Sonra kendi aranma sonuçlarıma bakıyorum daha bir eğleniyorum. Bazen ben de google'a saçma sapan sözcük kombinasyonları yazarak mantıklı bir sonuç çıkmasını bekliyorum ya, yazdıkları sözcüklerle benim bloga ulaşan insanları anlıyorum o yüzden. Onları kendime benzettiğim için bu kadar eğleniyorum zaten.
Ben de hem biraz özentilikten; hem, belki birileri eğlenceme ortak olur diyerekten kim, bloguma ne tür aramalar yaparak ulaşmış onun bir kısmını paylaşmak istedim bugun.
"ojelerin tanrı aşkına" şeklinde ünlü bir film repliği, veyahut benim görmediğim bir Yiğit Özgür karikatürü mü var acep? Benim de vaktiyle Umut Sarıkaya karikatürlerini "montla sıç", "Freud'un annesi", "Dostoyevski'nin eski çıktığı" şeklinde aramışlığım var da ondan şeettim...
Diğer arkadaş da neye niyet neye kısmet, benim alışveriş merkezleriyle pazarları kıyasladığım didaktik eserime rastlamış, kızılay alışveriş merkezini ararken. Sahi var mı öyle bir alışveriş merkezi? (Varmış, yeni açılmış...)
Ojeyle ilgili yazdığım tek yazı oje bloggerlarını ufaktan eleştiri amaçlıydı, fakat arkadaş her "oje" yazan beni buluyor, olmaz ki!
En çok buna güldüm. Bu adam ya henüz google'ın amacını anlayamamış, ya da çok dertli, içini dökesi var. Fakat bunu yazıp da benim VIII. Henry'ye nasıl ulaşmış? Şunu yazıp bitireyim ben de deneyeceğim. (okuyamayanlar için "kızın erkek arkadaşı gözetmenliğinde eleman kızla beraber oluyor ve bunun karşılığında çifte para veriyor" böyle berbat bir cümle kurup benim bloga ulaştın ya hayret ediyorum! hatta heyhat! diyorum)
Burada da ilköğretim öğrencisi bir kardeşimiz atasözleri ve deyimler araştırması yaparken benim güzeller güzeli Grace Kellym'e toslamış. Fakat arama yaparken kullandığı öznelerde bir uyuşmazlık olduğunu farkedememiş sabi n'apsın?
Benim bu "şerri stone" aramalarından çektiğimi kimse çekmemiştir canlar! En sonunda merak edip araştırdım ve aranan kadını buldum, "Şerrin Stone" adında, erotik filmler çeken bir ablamızmış kendisi. Artık kallavi bir pornocu mudur, değil midir bilemem, o kadarını araştırmadım. Ama asıl adını verdim arkadaşım. Demek ki neymiş, artık "şerri" yazarak aramıyormuşuz kendisini. Benim Lilith'imi Lucifer'ımı kirli emellerinize alet etmekten vazgeçin! (Lan yoksa aradığın Sharon Stone mu? O zaman ben sana bir şey yapamam hacı, var git yoluna...)
Evet benim bu isimde bir yazım var ama belli ki İskender Pala da şanına şöhretine güvenip benden rol çalmış. Yazık... Yine de arayanlar orjinali buluyor işte kurban olduğum yüce rabbimin bir hikmeti...
Bahoz'u izlemeye başlayıp sonuna eremeden sıkılan Adıyamanlı arkadaşım sana sesleniyorum, o sonu burada bulamazsın güzel kardeşim! Hayatta spoiler vermem, hele ki Bahoz gibi bir film ile ilgili! (yine de büyük konuşmamak lazım elbette...)
Ece Temelkuran'la ilgili perspektifini, yazarın Troçkist olup olmadığına göre şekillendirmek isteyen gençlerin varlığı beni endişelendirmiyor değil aslında. Kendisinin sıkı takipçisi olsaydım kesin yazardım hakkında bir şeyler ama yanlış adrese uğradınız bebeğim...
Yavru dedğin güzeldir zaten boolum, bunu "çok" diye derecelendirmek nedir? Ayıp! Ama ben de köyde çok güzel keçi yavruları gördüydüm harbiden. Umarım buldukların işine yaramıştır...
...
İşte sevgili okurlar burada hem arayanların hayal gücünün genişliğine, hem de benim ekrandan görüntü kesmekteki yeteneksizliğime şahit olduk. Çok güzel oldu, çok da güzel iyi oldu.
Ben eğlendim arkadaşım...
Subscribe to:
Posts (Atom)