Showing posts with label Pride and Prejudice. Show all posts
Showing posts with label Pride and Prejudice. Show all posts

Sunday, 9 September 2012

Aramaya inananlar bu başlıkta birleşti 3

Allah sizi inandırsın, canım öyle sıkkın, içime öyle afakanlar çörekleniyor anlatamam! Hayır bunda, bir hafta önce tatili bitirip, iş başı yapmış olmamın zerre etkisi yok. Çünkü günün erken saatlerinde gayet iyiydim. Akşama doğru bir mahsunlaştım, içim daralmaya, göğsüm sıkışmaya başladı. Ben de bakarsın keyfim yerine gelir diye şu naçizane arama sonuçlarımı sizlerle paylaşmak istedim. Bakın nerelerden aranmış (hatta çoğu zaman aranmamış) ve bulunmuşum. (Tabi elbette benim yeteneksizce, eciş bücüş yapabildiğim alıntılar vasıtasiyle...)

Sivaslı hemşehrimin bahsettiği muhtemelen DynEd içerisinde ki diyaloglardan biri. Fakat google'a her dyned yazan beni bulacaksa MEB tarafından mimlenmem yakındır.

Bu "paşalı" mevzuunu anlamadım. Fakat bilen varsa bana da kısaca anlatsın, kim bu paşalı sülalesi. Tekirdağ, senden cevap bekliyorum.

Requiem for a Dream filmiyle ilgili toplasan en fazla "bir" cümle kurmuşumdur şu blogda, adam kasten mi yaptı bilmiyorum, google'a böyle bir önerme yazıp beni bulmuş. Requiem for a Dream'e saçma diyen arkadaşın en sevdiği film de kesin "Jeux D'enfants"dır.

İzmir'li arkadaş anladığım kadarıyla Anne Boleyn'i araştırıyordu. Kraliçenin vaktiyle Pembroke Markizi ilan edildiğini öğrenince işin içinden çıkamadı. "Markiz" İngiltere'de bir soyluluk ünvanı olup, "Marki"nin kadınlar için kullanılan versiyonudur. "Dük"den bir kademe aşağıdadır. Kasaba tarzı küçük yerlerin yönetimi ve savunması için görevlendirililer. Kaymakam gibi ama, tam değil. Umarım yardımcı olabilmişimdir.

Ya Allah aşkına, Zerrin Egeliler yazıp beni bulmak nasıl bir çelişkidir arkadaş ya. Daha önce adının sanını duymadığım bu insanın kim olduğunu sayenizde öğrendim. Hayır öğrenmem değil sıkıntı olan, benim blogum nere, Zerrin Egeliler nere amk! Bak arka arkaya farklı şehirlerden yazmışsınız bir de, hey yareppim!


"Erhan" ismini içeren küfür aradığına göre bu da "Mahmut seni kınıyorum ve sana laflar hazırladım"cılardan olsa gerek. Yazık la kimin çocuğuysa...


Güzel filmdir, bir çok versiyonu vardır, neyse ki ağlama sahnesi yok denecek kadar az. Yoksa ben takriben 1384 kez izleyemezdim.

Aaaa bakın taaa Şırnak/Cizre'den kimler ne aramış ve ne bulmuşlar! (La havle!)

Bak bu Kayserili arkadaşın beni bulmasına şaşmamak lazım. Tam isabet!

Hayatımda ilk kez Samsun/Havza'da hamama gitmiştim, 11 yaşındaydım evet. Doğru gelmişsin Antalya.

Benim bildiğim tek marka var, onu da burada yazamam, reklam olur :P

Offf!

Kuran çarpsın böyle bir gezegen var deseler inanırım, zira hayatımda ilk kez Barnaul hatta ve hatta Altaisky krai diye yerlerin var olduğunu öğrendim. Onu da bırak, adam beni tanıyor beni! Direkt beni yazmış google'a, netekim bulmuş. Ürktüm lan, tövbe bismillah!

(Bu arada Altaisky krai, Rusya'nın güneyinde "Altay krayı" adı verilen federal bir bölge olup, Barnaul da bu bölgede merkezi idare bölgesi, bir nevi başkentmiş efenim. Tee nerelerde tanınıyor, okunuyorum. Kıçımın dibinde yaşayıp, blogumu takip etmeye üşenenlere duyrulur!)

Saturday, 13 August 2011

"MİM" gibisi var mı allasen

Mimleri çok seviyorum. Ayda yılda bir geliyor bana ve hoşuma gidenleri, anlamlı bulduklarımı cevaplandırmaya çalışıyorum elimden geldiğince...


Sevgili crazywomanrosemary beni L A F A N İ N Osunda mimlemiş. Ve soru da en sevdiğim yerden gelmiş, sinema. Bundan sebep zaman kaybetmeden yanıt vereyim istedim bu güzide mime.


Efenim mimimiz şu: Çok beğendiğiniz, izlemekten asla sıkılmayacağınızı düşündüğünüz, 3 filmi (üçlemeler üç film olarak sayılacaktır), neden bu kadar beğendiğinizi de açıklayarak yazınız.


Evvela şunu belirtmek isterim ki film izlemeyi çok ama çok severim. Filmlerdeki ayrıntıları yakalamaya çalışmak da hobimdir. Üstünkörü izlediğim çok az film vardır ve onları da duyduğum pişmanlık sebebiyle tekrar izlerim. Sevdiğim onca film varken aralarından üç tane seçmek çok zor geldi bana ama biraz eşeleyince şu filmleri çıkardım heybemden:
  • Pride & Prejudice: İngiliz edebiyatı sevgimden midir, yoksa o döneme hayranlığımdan mıdır bilmiyorum ama bu filmi yaklaşık 200 kez izledim. Hatta geçen hafta bir kez daha izledim, bugün biri gelse, "hadi Aşk ve Gurur'u izleyelim" dese yine izlerim. Aslında bu hikayeyle tanışıklığım taa 7. sınıf sıralarına uzanıyor. İngilizce Reading dersinde zevkle okuduğum hikayelerden biriydi bu. O zamandan beri, hayatımda herhangi bir etki yaratacak bir olay örgüsüne sahip olmamasına rağmen çok seviyorum bu hikayeyi. Özellikle Keira Knigthley'nin başrolünü oynadığı versiyon, manzaralarından mıdır nedir her izlediğimde beni büyülüyor.
  • Fight Club: Tarih ve edebiyat seven bir insan için bu filmi favoriler arasına yerleştirmek tuhaf biliyorum, ama bu filmle birlikte farkettim ki "underground literature" (yeraltı edebiyatı) benim sandığımdan çok saha zengin. Filmi çok kez izledim, sayısını hatırlamıyorum ama her izleyişte yeni bir ayrıntı keşfediyorum. Yönetmenin (David Fincher) o keşmekeşin içinde o kadar mesajı nasıl verebildiğini aklım almıyor. Sanırım film aklımın almadığı kadar fazla ayrıntıyla dolu olduğu için bu kadar seviyorum. Bir de eşsiz repliklerinden dolayı belki de, "Sahip oldukların sonunda sana sahip olur!" Brad Pitt, Edward Norton ve Helena Bonham Carter'ın müthiş oyunculuklarını da yabana atmamak lazım tabi.
  • V for Vendetta: Bu filmi kimlere izletmedim, kimlerle izlemedim ki! Tanıştığım her insana onu öneriyorum, tanıdığım herkese onu izletiyorum. George Orwell'ın Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'ünün uyarlandığı filmin devamı niteliğinde gibi ama ben hala çok da çözebilmiş değilim filmi. George Orwell'ın siyasi görüşünü az çok biliyorum ve kitaplarını severek okuyorum, bu filmin hikayesi bana hep onun görüşlerini hatırlatıyor. Ama filmde çözemediğim şeyler, filmle ilgili kafamdan silemediğim soru işaretleri var. Tam olarak neye, hangi görüşe hizmet ettiğini algılamakta zorlanıyor gibiyim. Aynen Fight Club'da olduğu gibi bu filmde de her izlediğimde yeni bir ayrıntı yakalıyorum. Yakaladığım çoğu ayrıntı hoşuma gitmesine rağmen beni rahatsız eden olgular da buluyorum (ilginç dimi?). İngiliz tarihinde beni en çok etkileyen olaylardan biri olan "Guy Fawkes isyanı" üzerine kurulmuş bir hikaye olmasının da filme hayran olmamda büyük etkisi var tabi...

Panpalar bakın mimleri çok seviyorum ama bana sinema, edebiyat filan dediniz mi beyyyle uzzzun uzzzzun yazmadan alamıyorum kendimi. Hayır ben yazarım bana eyi, bana çok eyi de siz sıkılıyorsunuz okurken biliyorum.

Fakat rosemary'ye tekrar teşekkür ederim bu mimden dolayı. Zevklerimi sorgulamam açısından benim için süper oldu...

Öpüngen :)