Showing posts with label gözyaşı. Show all posts
Showing posts with label gözyaşı. Show all posts

Wednesday, 19 September 2012

Bir masaldan

O masal kahramanları ki, gözlerinde hep bir keder olur. Onun gözlerinde de vardı aynı keder. Hafif nemliydiler hatta, önce gözleri dolmuş zannettim, sonra baktım ki o gözler hep öyle, nemli; göz pınarında intihar etmek için işaret bekleyen bir damla, her daim tetikte.

Ben sadece yüzüne baktım, manasız, düz. Herhangi bir duygu belirtisi gösterirsem belki anlatmaktan vazgeçer diye korkup öylece baktım yüzüne.

"Olmuyor." dedi. Anlamamış gibi hafif kıstım gözlerimi, açıklama beklediğimi göstermek için başımı belli belirsiz yana eğdim. Devam etti anlatmaya:

"O kadar yakınımdayken aslında ne kadar uzak. Arada dikenlerden örülmüş bir sınır, elimi her uzatışımda avuçlarımı kanatıyor." diyip önündeki kadehten bir yudum aldı. Başı öne eğik... Gözleri masadaki bir noktayı inceliyordu. Sanki onu onaylamamı bekliyor, ama tek laf etmemi de istemiyor gibiydi.

Ben susmaya devam ettim... Böyle durumlarda ne söyleyeceğimi bilemem hiçbir zaman. Ağzımı açtığımda karşımdakinin içini ısıtacak şeyler söylemeyi beceremem çünkü, sırf konuşmuş olmak için konuşmaktan da oldum olası nefret ettim. O yüzden... Ben susmaya devam ettim.

"Ne zaman ismini biraz yüksek sesle telaffuz etsem midemden boğazıma doğru bir şeylerin hücum ettiğini hissediyorum. Adını, herhangi bir sözcük gibi cümle içinde kullandığımda bile göğsümün içinde kabaran şeyi yatıştırmakta zorlanıyorum." diye devam ettiği anda göz pınarında intiharı bekleyen damla, burnunun kenarından aşağı doğru, aniden süzülüverdi. İşaret parmağının tersiyle nazik bir hareket yapıp yok etti damlanın akıp giden cesedini yanağından.

"Yıllar geçiyor, ama göğsümdeki sancı geçmiyor. Birileri adını andığında irkiliyorum. Bir isim, bir insan değil o, sadece bir sözcük, alelade bir sözcük, diye düşünmeye zorluyorum zihnimi. Ama o bile çoktan pes etmiş. Yüreğimle savaşmaktan vazgeçmiş."
Dinlemeye devam ettim. Ama aslında sussun istiyordum. Daha fazla devam etmesin. Anlatmasına değil de, yüzünde gördüğüm hüzne dayanamıyordum. Gözlerinin neminden göz bebeklerini seçemeyişime içleniyordum. Susmadı...

"Keşke bilmesem, ben onunla doluyken, onun da başka bir sözcükle dolup taştığını. Her gün o sözcükle güne başlayıp, onunla gülüp, içip, onunla ağladığını. Keşke hiç bilmesem..."

Şimdi ben ne desem de teselli etsem, gözlerindeki yaşı neyle dindirsem diye çırpınıp duruyordu içim; ama dışım  taş kesilmiş, hareketsiz dinliyor söylediklerini. Gözlerim hala, o kadar yaşın içinden seçmeye çalışıyor göz bebeklerini.

Başımı biraz yukarı kaldırıp dudaklarımı araladım, tam konuşmaya çalışacaktım ki, "Boşver dedi. Ne desen boş çünkü. Ve biliyorum, konuşamaz insan benim gibisine, kendisine söz geçiremeyene. Yorma kendini, hadi kaldır kadehini ve yudumla içkini..."

"O zaman akıl sağlığımıza içelim." uzun zamandır kurduğum ilk ve son cümleydi.

  

Sunday, 6 February 2011

Bir zamanlar, bir yerlerde küçük bir gözyaşı damlasıydım

Hani bir söz var ya, “bi insana hak ettiğinden fazla değer verirsen sonunda onun gözünde değersiz olursun.” diye, ben o söze artık tamamen inanıyorum. Ama isterdim ki bu hissi bari tecrübe ederek öğrenmeyeyim.

Tecrübelerimi anlatarak hayat dersi vermeye çalışmayacağım, panik yok. Sadece hissettiklerimi yazasım var o kadar.

Hayatta her istediğimiz anında gerçekleşmiyor maalesef, bazen çok fazla çabalamamız gerekiyor, uzun süre sabretmemiz… Bir avuç kumu tane tane saymaya çalışmak gibi dikkatle sayıyoruz geçen günleri ki, bu da ufacık bir mutluluk anını gözümüzde olduğundan daha değerli kılıyor. Sevdiğimiz insanlarla geçirdiğimiz kısacık anları daha dolu yaşamak gerektiğini hissettiriyor. Çünkü bazen kendimizi onlara karşı suçlu hissediyoruz, yaşama amacımızı onlara tercih ettiğimiz için ve zamanımızın sadece küçük bir kısmını onlara ayırabildiğimiz için.

Bu durum, zamanla onların gözündeki değerimizin azalmasına sebep olabiliyormuş meğer. Birlikte geçirebileceğimiz ufacık anları canımızı sıkacak şeyler söyleyerek, derin düşüncelere dalmamıza sebep olarak heba edebiliyorlarmış.
…

Sen, elinde su bardağıyla iftarı bekleyen oruçlu gibi hasretle beklesen de o anı; o sanki sıradan bir günde, sıradan biriyle vakit geçiriyormuş gibi kayıtsız kalabiliyor senin heyecanına. Zamanında birlikte paylaştığınız her saniye, üzerinden yıllar geçmesine rağmen senin gözünde hala capcanlı, ama o çoktan unutmuş bile onları. Silmiş hatta. Sen yerinde sayarken o çoktan başka saniyelerin hayaline dalmış.

En kötüsü de ne biliyor musun? Sen bunu bile bile ikinci, üçüncü şanslar veriyorsun ona da durum yine de değişmiyor ya... Aslında şans verdiğin o mu, sen misin tam bir muamma. Senden o şansı talep etmiş mi ki? Birileri tarafından aldatılınca, aşağılanınca, unutulunca aklına gelen kişi olmadığını görmek için yapıyorsun bunu. Ama sonuç her seferinde aynı.

Peki hala neyin hayalini kuruyorsun? Neden her seferinde kısıtlı vaktini, değişmeyeceğini bildiğin şeyleri değiştirebilmek uğruna harcıyorsun? Bırak o hatırlamasın, sadece sen hatırla, şayet hatırladıkların seni mutlu ediyorsa. Belli ki yaşanan her yeni an eskiyi daha çok aratıyor sana. O yüzden zorlama, üstüne kırmızı bir çizgi çek ve yoluna devam et.

Ve artık ağlama, kurban olayım ağlama!

Döktüğün her gözyaşı damlası, onun kadehinde mey olup mest ediyor, sana karşı katılaşan yüreğini. Bu kadar sadık olma kendi duygularına. Bir yerlerde beklendiğini biliyor o zaman, seni kürkçü dükkanı bellemiş, o dönmese de sen dönersin, biliyor. Nitekim dönüyorsun da… O seni sadece, birileri onu mutsuz ettiğinde hatırlıyorken sen onu aklından çıkaramıyorsun.

Tamam yine unutma, ama çaba da gösterme artık. Sadece birlikte geçirdiğiniz güzel zamanları, paylaştığınız duyguları anımsa, kendi kendine gülümse, ama işte o kadar! İlerlemek için attığın her adımın seni biraz daha yaraladığına daha fazla şahit olma…

Bu gece son kez ağla ve kapat o karanlık sayfaları. Kanatlarını parçalayan bu çırpınışlara bir son ver. Yakında gelecek olan güzel günleri düşün. Unutma, sen elindeki hiçbir şeye kolayca sahip olmadın. Yine kolay olmayacak evet, ama güçlü olduğunu biliyorsun ya, daha önce başarmıştın ya, devam edebilmiştin ya…

 Döktüğün son gözyaşı damlasından sonra derin bir uykuya dal ve yeni güne yepyeni umutlarla başla…

Ve bir daha ağlama, kurban olayım ağlama!