Showing posts with label Muşya. Show all posts
Showing posts with label Muşya. Show all posts

Sunday, 15 May 2011

"Köy okulu"ndan objektifime yansıyanlar... (4)

Öyle sanıyorum ki bu, köy okulu ile ilgili yazdığım son yazı olacak. Tabi önümüzdeki yıl yine orada çalışmam gibi bir durum söz konusu olmazsa.

Buralar ilkbaharda gerçekten güzel oluyor. Hele köyler... Çalıştığım köy de pek güzeldi geçen yıl bu zamanlar. Harika manzaralar yakalamıştım, elimde fotoğraf makinemle derenin kenarında dolaşırken.

Bugün onlardan en sevdiklerimi yayınlıyorum ve kendimce oluşturduğum "köy okulu" serisine "THE END" diyorum sevgili canlar. 

Buyurun efenim, fakat buyurmadan önce rica ediyorum fotoğraflarda mantık sırası aramayınız:







 köyün yakınlarında, vaktiyle orada yaşayan Ermeniler'den kalma kilisenin kalıntıları da mevcut idi, sizler için fotoğrafladım.











gayet yurdum insanı mantığıyla tarih üzerinde kendi izini bırakmaya çalışmış eleman, ismini kazımış kiliseye eşşoğlusu. tıpkı İshak Paşa Sarayı'na yazı yazabilmek için 5 km öteden tebeşir getiren dingil gibi! bak sinirlendim yine durup dururken!

































































THE END 
FIN
DAS ENDE


Tuesday, 22 February 2011

"Köy okulu"ndan objektifime yansıyanlar... (3)

Şimdi köy okuluyla hayvanların  ne alakası var diyeceksiniz biliyorum. Şayet bu hayvanlar sürekli okulun etrafında olmasalar ben de alaka kuramazdım. Okulun duvarlarını kemiren, bazen okulun içine giren keçileri kovalayışım dün gibi aklımda. Ne çok eğleniyormuşum meğer, zamanında bana külfet gibi görünen bu tuhaf işleri yaparken. 

Sözün kısası, az sonra köydeki hayvanları içeren bir kolaj izleyeceksiniz :)




Yeni doğmuş keçi yavrusu, daha göbek bağı bile duruyordu kanlı kanlı...






Bu da yeni doğan siyah keçinin ikizi. Siyah ve beyazın eşsiz uyumunu yakalamış anne keçi, tebrik ediyorum, bunca yıllık BJKliyim ben bile yapamam bu kadarını. (oha!)





Her sabah okul binasının yakınında, derenin kenarında annesiyle otlayan sıpa. Yirim!!!





Yağmuru fırsat bilerek kendilerini göletlere atan ördekler...










Okulu kemire kemire bitirmeye ant içen keçilerimiz...





İnek, öküz ve her türlü büyükbaş, Doğu Anadolu'nun yegane geçim kaynağı.





Yeni doğmuş köpek yavrusu. Daha gözü bile açılmamış, o kadar küçük...




Şu yılanı ayağımın dibinde görmem ve bilmem kaç desibellik çığlığı basmam bir olmuştu. Neyse ki ölüymüş. Kanım çekildi yemin ederim. O günden sonra doğa keşfine çıkmaya tövbe ettim.





Ana- oğul ya da ana-kız (bence)

Wednesday, 12 January 2011

"Köy okulu"ndan objektifime yansıyanlar... (2)

Resimleri eklerken farkettim köydeki öğrencilerimi ne kadar özlediğimi. Onlarla yeterince uzun vakit geçiremediğim için üzülüyorum. Onları hakkıyla mezun edemediğim için de... Okulun son günlerinde yanlarında olamadığım 8. sınıfların mezuniyet heyecanını paylaşamadığım için de çok üzgünüm. Keşke hiç yaşanmamış olsaydı tüm o saçmalıklar. Cahil yetişkinlerin düşük egolarına kurban gitmeseydik hiçbirimiz. Yarı Türkçe, yarı Kürtçe, yer yer İngilizce anlaşıp, yaşayıp gitseydik köy okulunun çamurlu yollarında.

O günlerden kalan fotoğraflardan en sevdiklerimi, yorumsuzca paylaşmaya çalışacağım şimdi. Ama yine de söz vermiyim konuşmayacağıma :)

Önce birinci kademeden başlayalım:






















































Geldik ikinci kademeye (ergenler :))





Rıdvan, nam ı diğer "kêvroşk" (Kürtçe "tavşan")






Barış



Ferhat



Hayret kendimi dahil etmeden buraya kadar gelebilmişim, sonra dayanamamışım :)




Berçem, Rojda, Elif



Rojda



  
Rozerin 
(Rozerin de küçüklerden ama fotoğrafı buraya daha çok yakıştı sanki)










Abdullah, Osman, Faruk








Raşit




Barış